Instagram

15/12/2013

Kotor Photo Diary

Kotor, the unexpected beauty hidden in the Adriatic! It wouldn't surprise me if a significant number of you didn't know about Kotor. Cause, many people all around the world do not even know that Montenegro ("Crna Gora" in Montenegrin) -a very small country in the Balkans, on the coast of Adriatic- exists. Amongst all the cities / towns I visited in Montenegro, there is no doubt that Kotor is the prettiest with both its geographic and historical features. It's not a surprise that the old town is a UNESCO World Heritage Site. Kotor is located on the Bay of Kotor, in a very secluded area. It was even hard for me to believe that it's by the Adriatic sea and not a lake, it really does look like inlands with the mountains and the greenish color of the water. 

As you might have observed already, since I walk a lot when I'm traveling, I always dress very comfy. But I try to stay stylish at the same time and leather leggings/pants, a loose+cozy jumper and matching sneakers can never do wrong! 

Anyways, I hope I can leave a good first impression of Kotor, on you. Enjoy this beauty and if you happen to visit it one day, be sure not to miss to eat at the restaurant Galion (just on the water! with great food and service). 
__________

Kotor, Adriyatik'te kendini saklamayı başarmış bir güzellik. Pek çoğunuz bu şehrin adını bile duymamış olabilirsiniz. Zira, pek çok insan daha dünya üzerine Karadağ (Karadağ dilindeki adı "Crna Gora") adında bir ülkenin olduğundan dahi haberdar değil. Neyse ki biz, Balkanlar'a komşu bir coğrafyanın insanları olduğumuz için, bölge hakkında herhangi bir dünya vatandaşından daha fazla bilgiye sahibiz. Karadağ'da gezdiğim gördüğüm yerler arasında, şüphesiz en güzeli, hem coğrafi konumu, hem de tarihi güzellikleriyle Kotor. Zaten Kotor'u gözünüzle görünce UNESCO Dünya Mirası olmasına hiç şaşırmıyorsunuz. Kotor, Kotor Körfezi'nde Adriyatik'in karanın kıvrıla kıvrıla içeri girdiği, gizli saklı bir noktasında. Zaten dağları ve yeşile çalan deniziyle, bilmesem kesinlikle iç karada, denizden ziyade, göl kıyısına kurulmuş bir şehir olduğunu düşünürdüm. 

Şimdiye kadar muhtemelen farketmiş olduğunuz üzere, ben seyahat ederken çokça yürüdüğüm için rahat giyinmeyi tercih ediyorum. Ama yine de kişisel stilime sadık kalmaya ve gittiğim yerin havasına uymaya özen gösteriyorum. Süper rahat ama coolluğundan ödün vermeyen bir görünüm içinse, deri tayt/pantolon üzerine rahat bir kazak ve uyumlu bir çift sneaker ideal.

Umuyorum, Kotor'la ilgili üzerinizde güzel bir ilk izlenim bırakabilirim. Fotoğrafların tadını çıkarın ve bir gün Kotor'u ziyaret ederseniz, şehrin en iyisi Galion'da yemek yemeyi sakın atlamayın (konumu da, yemekler de, servis de sizi pişman etmeyecek).

Jumper: New Yorker, Leggings: Topshop, Sneakers: Adidas, Leather Jacket: Zara, Bag: Longchamp, Sunnies: Rayban, Necklaces: Gold from different jewellers

10/11/2013

Dubrovnik Views & Elaphiti Islands

During our time in Dubrovnik, we took the cable car to Mount Srd as to enjoy the views of Dubrovnik from above and had a quick breakfast in the only restaurant on top. The cable car ride is really quick and the view from the mountain worths to the ride, so I highly recommend this to anyone who plans to visit Dubrovnik.  The restaurant also has an incredible view.

On the same day, after this quick visit, we made a day trip to the Elaphiti Islands of Dubrovnik, which is an island chain consisting the small islands of Koločep, Šipan and Lopud. All the Islands are very small with a virgin nature and pure turquoise waters. I hope that the photos will talk on behalf of me:)
__________

Dubrovnik tatilimiz sırasında şehri bu sefer en yukardan izlemek için sabah erkenden teleferikle Srd Dağı'nın çıktık, o sırada tepedeki tek restorantta da kahvaltı yaptık. Teleferik, göz açıp kapayıncaya kadar tepeye varıyor fakat yukarıda istediğiniz kadar kalabilirsiniz, manzara kesinlikle bu ziyarete değiyor. Restaurantın manzarası da es geçilemeyecek cinsten. Dubrovnik'e gideceklere duyurulur.

Aynı gün, bu kısa ziyaretten sonra, Dubrovnik'in Elaphiti Adaları'na günübirlik bir tekne turu yaptık. Elaphiti Adaları, Koločep, Šipan ve Lopud Adaları'ndan oluşan küçük bir adalar zinciri. Her üç ada da oldukça küçük, fakat el değmemiş doğası ve denizi inanılmaz. Böylesi turkuaz renkte ve tertemiz bir denizi maalesef ki artık Türkiye'de bulmak zor. Adaları anlatma görevini fotoğraflara devrediyorum, umarım kafi gelirler:)

Sailor's hat: From a souvenir shop in Dubrovnik, Dress: Mango, Thongs: Birkenstock, Denim Jacket: Topshop, Backpack: Longchamp, Sunnies: Rayban, Watch: Casio

07/11/2013

To Lopud Island



Before publishing the next post from the Elaphiti Islands of Dubrovnik (tons of photos to choose and edit as usual:) ), I want to share a quick clip that I made with the short videos my friend recorded on the way to the biggest of the three Elaphiti Islands, the Lopud Island. Enjoy and stay tuned for the upcoming post!
__________

Dubrovnik'in Elaphiti Adaları'nın foto güncesini yayınlamadan önce (zira her zamanki gibi binlerce ayıklanacak ve düzenlenecek fotoğraf var:) ), üç Elaphiti Adası'nın en büyüğü olan Lopud Adası'na giderken yolda çekilen kısacık videolardan düzenlediğim bu minik videoyu önden paylaşmak istedim. Umarım hoşunuza gider. Sıradaki post için takipte kalınız:)

05/11/2013

Dubrovnik Photo Diary

As I visited Dubrovnik in late October, I had the chance to see this city in every possible way; with the golden lights of the sun, under rain, with clouds all over the sky... Even though it was beautiful in any weather, it turned magical when the walls of the city started to shine bright as they were made of gold. And that was when this city caught me and I became very keen to come back for more sunny days in Dubrovnik in summer, just to cruise, visit every island possible, sip drinks at cliff side bars, eat tons of sea food and enjoy the deep blue waters of Adriatic. I have tons of photos from Dubrovnik, but I think I managed to make a good selection. So, I'll leave you alone with the photos and hope that you find some urge to visit Dubrovnik! Ohh and if you need any advice, feel free to ask!
__________

Ekimin son günlerinde gidince, Dubrovnik'in dört mevsimini yaşamış kadar oldum. Kah güneş açtı, kah şakır şakır yağmur yağdı, bazen de gri bulutlar altında yağmur kararsızlığıyla geçti vaktimiz. Hava nasıl olursa olsun, Dubrovnik'in güzelliği tartışılmaz ama asıl güneş açıp da şehrin duvarları ışıl ışıl parlamaya başladığı anda yakaladı beni bu şehir. Öyle bir yakaladı ki bu gidişin devamı gelecek; hem de kesinlikle yaz mevsiminde, günlerimi tembel tembel teknede geçirip, ada ada gezerek, kayalıklara saklanmış barlarda iki kadeh yuvarlayıp, mis gibi Adriatic'in tadını çıkarmak üzere gelecek! Zira, bu sefer bol bol fotoğraf çekme görevimi tamamladım, aşağıdakileri de sizler için seçtim. Sizi fotoğraflarla yalnız bırakıyor ve gelecek Dubrovnik seyahatlerinize vesile olabilmeyi ümit ediyorum. Dubrovnik tavsiyelerine ihtiyaç duyarsanız, ben buralardayım!

Dress: H&M, Sneakers: Adidas, Denim Jacket: Topshop, Sunnies: Rayban, Bag: Longchamp, Necklace: Nayad Bal, Watch: Casio

13/10/2013

Carousel

What is better to do in a rainy Strasbourg day than enjoying a ride on a picture perfect carousel as happy kids. When we caught under the rain in Strasbourg, we immediately decided to shoot these outfit photos on the carousel. I hope you enjoy the background and the photos, cause we had so much fun shooting them during a two minutes ride:)
__________

Yağmurlu bir Strasbourg gününde, bir atlı karıncaya sığınıp, çocuklar gibi şen olmaktan daha iyi yapılabilecek birşey düşünemiyorum. Biz de Strasbourg'da aniden bastıran yağmura yakalanınca, atlı karıncayı görüp derhal çekim için kullanmaya karar verdik. Umuyorum bu fotoğrafları ve arka planı beğenirsiniz, zira biz hepi topu iki dakika süren dönüp durma esnasında bu fotoğrafları çekmeye çalışırken pek bi eğlendik:)

Trenchcoat: Topshop, Jeans: Uterqüe, Slippers: Beymen Club, Shirt: Vero Moda

27/09/2013

Floral Before Summer Ends

Girly dressing is not really my style, I always like to keep it a little cooler and basic. But this time, I was attending a wedding ceremony in a lovely garden during summer (yes, I know that summer is not with us anymore, but, duh! procrasination can happen to any of us;) ) and I wanted to go along with the atmosphere and style of the wedding. So I chose this silk dress with huge flowers which I actually have for many years and combined it with Swedish Hasbeens, cause thin heels are not made for walking on grass:) and I really did not want to wear flats. But this time, I went a bit further than dressing very girly, and also posed very girly! Excusez moi, I might have a little girl living inside of me:) Anyways, I hope you like it! 
xoxo
__________

Genelde bu kadar cicili bicili giyinmek benim tarzım değil, her zaman biraz daha sade ve cool parçalar ekleyerek, kıyafetlerimi daha dengede tutmayı seviyorum. Ama bu sefer, yaz henüz bizimleyken (ahah evet arada, sadece arada:) böyle postları geciktirmeceler olmuyor değil!) katıldığım bir kır düğününde, düğünün tarzına ayak uydurup, çiçeğe böceğe karıştım. Uzun yıllardır benle olan bu ipek elbisemi takunyalarla kombinledim, zira incecik topuklar pek çimde yürümeye uygun değil, düğüne düz ayakkabı giymek de pek benim tarzım değil (tabi 180 cm olsaydım giymez miydim giyerdim, o ayrı). Neıyse, bu sefer cicili giyinmek de öte fotoğraflar da biraz girly oldu. İçimde hala küçük bir kız yaşıyor olabilir tabi:) Neyse, umarım fotoğrafları beğenirsiniz.

Dress: Zara, Sandals: Sweedish Hasbeens, Earrings: H&M, Ring&Bracelet: Sterling Silver

19/09/2013

Pineapple Crush

Before summer ends, I want to share as much as photos from the good old sunny days and avoid autumn as long as possible. With this purpose, here I share some photos taken during my vacation in Çeşme (a very popular holiday destination in Turkey), in July. And with this post, I want to announce to my lovely readers that I have quite a bikini addiction! I feel like there is always space for one more pair (they don't occupy a lot of space anyways:) ). And this pineapple printed ruffled Topshop bikini is definitely my favorite pair of this summer. 
Enjoy your last days of summer;) x
__________

Yaz iyiden iyiye terk-i diyar eylemeden, bu güzel güneşli günlere dair elimden geldiğince çok fotoğraf paylaşmak ve sonbaharın gelişini ertelemek dileğindeyim. Tam da bu amaçla, Temmuz'da Çeşme Babylon'da çekilen birkaç fotoğrafımı paylaşmak istedim. Bu bahaneyle sevgili okurlarıma iflah olmaz bikini bağımlılığımı da açıklamak isterim! Bence her zaman fazladan bir bikiniye yer bulunur (pek de bir yer kaplamıyorlar zira:) ) Ve bu ananas desenli, fıfırlı bikinim, kesinlikle bu yazki favorim.
Yazın son günlerinin tadını çıkarın;) x

Bikini: Topshop, Sunnies: Rayban Clubmaster, Hat: H&M

13/09/2013

Rock'n Coke 2013

Last weekend, we Istanbullers enjoyed the festival of the year; Rock'n Coke where one of my all time favorites, Arctic Monkeys was in the line-up, along with Jamiroquai, the Prodigy, Hurts, Oi Va Voi (that I listened live for the third time!) and many others! I passed to carry my camera but hey did not pass to take photos! I also digged many great styles around me during those two days, so many stylish people... Music, style, camp life (Ok, public showers and toilets may not be included in pros:) but trying to be positive!), yup, I'm loving festivals.
__________

Geçen haftasonu pek çoğumuz, ben de dahil, yurdumuzun "the" festivali, Rock'n Coke'un keyfini çıkarmakla meşgulduk. Ben şahsen Arctic Monkeys'i canlı canlı dinledikten, Jamiroquai'yda dansettikten, biricik Oi Va Voi'umu da üçüncü kere canlı dinledikten sonra, gerisi boş:) Festivale yüklenip de fotoğraf makinemi götürmedim ama 3-5 fotoğraf çektim tabi ki. Bu arada festival modasına göz gezdirdim, bu kadar stil sahibi insanı biraraya toplamak zor!  Müzik, stil, kamp hayatı (ortak duş, tuvalet kullanımı falan pek de çekici değil tabi de!) birarada olunca ben festivalleri seviyorum! 

First look: Shorts: Vintage Levi's, Shoes: Converses, Crop-top: Topshop, Sunglasses: Rayban Wayfarer, Shirt & Necklace: Vintage, Watch: Casio, Backpack: Newfeel
Second look: Shorts: Mango, Shoes: Birkenstocks, Bikini & Sunglasses: H&M, the rest is the same

30/08/2013

Birkenstocks; Yes or No?

As many of you have noticed already, Birkenstocks made a huge comeback this season with the effect of Celine's striped slippers. With Birkens, it's a love or hate matter. While many love their Birkens, the rest finds them very repellant. I belong within the lovers since they are extremely comfy and I think that  they bring an easy breezy vibe to any outfit. However I'm still on the modest stage since I wear the thongs. But I think I'm ready to pass to the striped ones. Are you in for yes or no?
__________

Bir çoğunuzun çoktan farkettiği üzere, Birkenstock, Celine'in bantlı terliklerinin etkisiyle bu sezon moda sahnesine büyük bir dönüş yaptı. Bir kısmımız Birkenstockları olmadan yaşayamazken, diğer kısım ise Birkenleri çok itici buluyor. Ben seven taraftanım. Hem süper rahat oldukları için, hem de her kıyafete kolay bir hava kattıklarını düşündüğüm için... Fakat her ne kadar bantlı versiyonlara geçmeye hazır olduğumu düşünsem de henüz konuya daha ılımlı yaklaşıp parmak arası olanları kullanıyorum. Siz hangi taraftasınız, evet mi hayır mı?

Skirt: Vintage, Backpack: Longchamp, Slippers: Birkenstocks, Jacket: Topshop, Sunnies: H&M Men, Watch: Casio, Necklaces: Gold from different jewellers.

20/08/2013

Mesta

Hello again from Chios, this time from Mesta! Mesta is the most well-preserved Mastic Village of Chios Island. What is unique about this medieval village is that the whole village was built as a castle far from the sea in order to protect the village from the pirate raids. And today all the habitants of the village still live in those stone houses with vaulted ceilings and incredibly tiny doors. I wish I could show you the inside of the houses...
The photos by the sea are taken in Mesta Limani, in other words the Port of Mesta. 

Ohh and quick shopping tip, "What you are looking for might be waiting for you in men's section."
__________

Sakız Adası'nın bu sefer Mesta Köyü'nden merhaba! Mesta, Sakız Köylerinin en iyi korunmuş olanı... Bu küçük ortaçağ köyünün özelliği ise, korsan saldırılarından korunmak için denizden uzakta bir kale şeklinde inşaa edilmiş olması. Şaşırtıcı olan ise, yerlilerinin hala bu kubbeli, küçücük kapılı taş evlerde yaşıyor olmaları. Keşke evlerin içini de paylaşabiliyor olsaydım ama biz de zaten saniyelik açılan kapı aralıklarından bakabildik:)
Deniz kenarındaki fotoğraflar ise Mesta Limanından.

Bu arada ufak bir alışveriş tüyosu da vereyim; "Aradığınız şey sizi erkek mağazalarında bekliyor olabilir".
Shirt: Gap Men, Sunnies & Cap: H&M Men, Sandals: Zara.

19/07/2013

Pyrgi

Hello again after quite a long while! As you all know, we've been going through hard but beautiful times here in my country, Turkey. Since the end of May, a new era has began and we started to raise our voice in the streets of Turkey, all together, for the rights and freedom of all! First we raised our voice for a tree, for a park and then for a neighborhood, against police violence and eventually against all things wrong, in every corner of the country. We could not do anything but resist, protest and help to those who is in need, advocate the ones detained unlawfully... And honestly to blog about what I wore! was the last thing in my mind (first world problems!). However life goes on and we all need inspirations, beauties in our life as to be happy, to love to live, to feel better... Thus, here I'm again sharing with you the photos and memories of my travels, since traveling inspires me most!
__________

Uzunca bir aradan sonra tekrar merhaba! Neden bir süredir uzak olduğumu bir yabancıya anlattığım gibi anlatmayacağım sizlere. Hepimizin bildiği nedenler... Bir agaçla başlayan, "Bir agaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine" yaşama mücadelemiz, direnmekten, paylaşmaktan, ihtiyacı olana yardım etmekten başka birşeyi düşünemediğimiz zamanlar geçirdik. Hepimizin hayatında yeni bir dönem başladı. Ve bu dönemde inanın ne giydiğimle ilgili blog tutmak yapmak isteyeceğim en son şeydi. Ne var ki, hayat devam ediyor... ve hepimiz mutlu olmak, yaşamayı sevebilmek ve daha iyi hissetmek için, ilham almaya-vermeye ve güzelliklere ihtiyaç duyuyoruz. İşte tam da bu nedenle, hayatta bana en çok ilham veren şey olan seyahatlerimden anılarımı, fotoğraflarımı sizlerle paylaşmaya devam ediyorum. #direnhayat


Last week I was in Chios Island of Greece. When planning my trip to Chios, I did not have many expectations. But Chios surprised me in a very good way. I really wanted to expand my trip if my visa could allow me to. The island offers everything that you can expect from a trip, very beautiful beaches and bays, clear waters, many historical sites, picture perfect villages and of course Greek cuisine. I will share all with you.

Here I start with one of the Mastic Villages of South Chios, Pyrgi. What makes Pyrgi special is the men-made ornaments engraved onto the walls of almost every house in Pyrgi. It is said that the ornaments are engraved by forks and unique to Pyrgi.

I hope you'll enjoy this island as much as I did.
__________

Geçen hafta Yunanistan'ın Sakız Adası'ndaydım. Sakız Adası'na çok da büyük beklentiler içine girmeden gittim ama ada beni o kadar şaşırttı ki, vizem elverseydi, kesinlikle tatilimi uzatırdım. Birbirinden güzel el değmemiş plajları, koyları, biblo gibi köyleri, tarihi, pırıl pırıl denizi ve bize pek de yabancı olmayan mutfağıyla, benim bir tatilden beklentilerimi paket halinde sundu bana Sakız. Pek mutlu döndüm adadan.

Sakız turuna, Güney'in 7 Sakız Köyü'nden biri olan Pyrgi ile başladık. Pyrgi'yi özel kılan söylendiğine göre dünyanın başka hiçbir yerinde örneğine rastlanmayan ve çatalla kazıyarak yapılan duvar süslemeleri.

Umuyorum siz de Sakız'dan benim kadar keyif alırsınız.

25/05/2013

"Smyrne est une princesse"

These photos were taken in the beginning of this month in Izmir, where I was born and raised and feel happy, no matter what.  This city is the homeland of all good memories of purely happy kids to me. This is the first shoot I share on the blog, from this "princess" as Victor Hugo said. So, please enjoy the photos, the city and the shining sun of my favorite month of the year! 
p.s. Just like Paris, Izmir is always a good idea;)
__________

Bu fotoğraflar bu ayın başında, doğup büyüdüğüm şehirde, İzmir'de çekildi. İzmir benim için mutlu çoçukluklardan kalan güzel anıların memleketi ve yalnızca orada bulunmakla mutlu hissetmemi sağlayan şehrim. Bu çekim de, Victor Hugo'nun deyimiyle bu "prenses"te yapılan ilk blog çekimim. O yüzden fotoğrafların, İzmir'in ve yılın en sevdiğim ayının ışıldamakta olan güneşinin tadını çıkarmanızı diliyorum. 
Tıpkı Paris gibi, İzmir her zaman iyi bir fikirdir;)

Dress: H&M, Top: Vintage of my mom, Sandals: Topshop, Backpack: Longchamp, Sunnies: Rayban Clubmaster, Watch: Casio, Necklace: Gold, Rings: From a small boutique in Nişantaşı, Istanbul

04/05/2013

Strasbourg Instagram Diary

I was in Strasbourg last week. Before I share the dozens of photos I took with my SLR camera in this UNESCO World Heritage City, here are the photos I posted on Instagram. You can follow me at "cansu_yazici" on Instagram. Happy weekend everyone!
__________

Geçen hafta Strasbourg'daydım. UNESCO Dünya Mirası olan bu şehirde SLR makinemle çektiğim düzeinelerce fotoyu paylaşmadan önce, Instagram'da yayınlandığım fotoğrafları paylaşıyorum. Bu arada Instagram'da beni "cansu_yazici" hesabımdan takip edebilirsiniz. Herkese iyi haftasonları!

18/04/2013

Judas Tree

As you see the beautifully blossomed judas trees at the back, there is no doubt that spring has arrived. I love this pink/purple splash in Istanbul these days. Bare legs, more skirts, more tshirts, espadrilles, more sun, more fun... I simply love everything that spring brings! Nowadays, I want to dance and jump all the time, I cannot help myself!  Oh and as a welcome to the season, I'll be spending some days on the Aegean costs  before heading to France. Stay tuned!
__________

İstanbul'un dört bir tarafını mora boyayan Erguvanların açmış olmasından mütevellit, baharın geldiğine artık şüphemiz kalmadı. Ben İstanbul'un bu haline bayılıyorum. Gerçi, çorapsız bacaklar, daha çok etek, daha çok tişört, espadril, daha çok güneş, daha çok eğlence ve baharın beraberinde getirdiği daha nicelerine sevgim sonsuz! Karşı koyulamaz biçimde sürekli bir hoplayıp zıplama ve dansetme arzusu içindeyim. Bu güzel mevsime hoşgeldin demek adına da Fransa'ya gitmeden önce Çeşme'de birkaç gün geçireceğim. Takipte kalın!

Skirt: an Original Penguin, Bomber Jacket: Rag&Bone (Beymen), Tshirt: Mavi Jeans, Sunnies: Rayban Clubmaster, Espadrilles: H&M, Clutch: Bershka, Watch: Casio

12/04/2013

Gnomon

These photos were taken a while ago, but I still wanted to post them, before we all start to seek for sunny posts on blogosphere. Spring has arrived to town, at the end:) Here, I layered a very loose shirt and a blazer and put them together with a metal accented belt. I combined them with black jeans and loafers for a work day. 
Btw, I quitted my job, so I'm a free soul for a while:) That also affected my outfits a lot. Now, I walk around as if I jumped out from the 90s. I should share some outfit photos with you soon though;) 
Ohh ohh, and I'm going to France at the end of this month, again. I will visit some cities that I've already been to. However, Strasbourg is one city that I will go for the first time. So any advises are very welcome. Cheers!
__________

Bu fotoğraflar bir süre önce çekilmiş olsa da, blogosfer baharlık postların istilasına uğramadan önce, bunları da paylaşmak istedim. Ne de olsa sonunda şehre bahar geldi;) Bir iş günü için, bol ve uzun tişörtümü, blazer ceketimle giyip, metal detaylı bir kemerle tamamladıktan sonra, bunları için siyah bir jean ve loaferlarla kombinledim. 
Bu arada, bir süreliğine işi bıraktığımı ve özgür bir ruh olarak ortalıklarda dolandığımı da açıklamak isterim:) Yeni durumum, kıyafetlerimi de bir hayli etkiledi. Zira, artık ortalıkta 90lardan fırlamış gibi dolanıyorum. Yeni halimi yansıtan fotoğraflar da paylaşmam lazım tabi:)
Ahh ve de, bu ay sonu yine yeniden Fransa'ya gidiyorum. Çoğunlukla daha önce gittiğim şehirlerde olacağım ama Strasbourg daha önce hiç gitmediğim ve ilk defa bu seyahatimde ziyaret edeceğim bir şehir. Dolasıyla, şehirle ilgili herhangi bir tavsiyeniz beni çok memnun eder. Sevgiler!

Loafers: Massimo Dutti, Tshirt: H&M, Blazer: Mango, Belt: an Original Penguin, Jeans: Nolita (Beymen), Coat: Zara, Bag: Longchamp, Necklace: Tiffany&Co, Watch: Swatch Skin

03/04/2013

Spring Layering

Whatever we wear, some of us definitely gets sick during spring. I layered a really thin shirt, a bomber jacket and a leather jacket, just to be sure that I would not get sick during these days when we do not really know how thick -or thin- we should get dressed. I had this bomber jacket approx. ten years ago from Sisley and I really like how timeless it is. These boots and the leather jacket on the other hand, are  recently my most used/everyday items.
__________

Malum baharda ne giyersek giyelim, hep bir kısmımızı hastalığa kurban veriyoruz. Ne kadar kalın ya da  ince giyinmemiz gerektiğini bilemediğimiz bu günlerde ben incecik bluzumu, biri daha spor, diğeri deri iki ceketle kullanarak, kat kat giyinerek, hastalık riskini en aza indirmeye çalıştım. Bu spor ceketimi ise yaklaşık on yıl önce Sisley'den almıştım ama ne mutlu ki gardrobumdaki zamansız parçalardan biri haline geldi. Diğer taraftan, bu botlarım ve deri ceketim son günlerde en çok kullandığım parçalar.

Bomber Jacket/ Spor Ceket: Sisley, Leather Jacket, Boots/ Deri Ceket, Bot: Zara, Jeans, Necklace/ Pantolon, Kolye: H&M, Watch/ Saat: Swatch Skin

21/03/2013

MBFWI Day 4


I've missed the 3rd day of the Fashion Week, just like the 1st day. But, I caught up with the shows on the 4th day, after work. I've taken photos during the shows, however, you can find way more professional captures around the web from the show of any designer you want, so this time I'm not sharing my blur photos from the runway:) but just the photos of my outfit for the day! I also, did not  shoot my outfit, but thanks to Vogue, my outfit was captured:) 

I'm obsessed with crop-tops since the weather is getting better. If I wasn't working as a lawyer, I would be living in them everyday, but quelle chance! Ohh, and the clutch! It's my new precious baby! And at least ten people asked me about it during the day:)
__________

Fashion Week'in 3. gününde de talihim 1. günden pek farklı değildi, ama 4. gününü, iş çıkışı da olsa, yakalamayı başardım.  Defilelerde bol bol fotoğraf çektim ama internetin dört bir yanında benim titrek fotoğraflarımdan çok daha profesyonellerini bulacağınızı bildiğim için, defile fotoğrafları kısmını atlayarak, yalnızca o günkü kıyafetimi paylaşmakla yetineceğim. Gerçi,  o gün bir fotoğraf çekimi de yapmamıştım ama Vogue sağolsun, bir post çıkarmayı başardım:)

Bu aralar da fotoğraftaki gibi kesik üstlere takmış durumdayım, havanın ısınmaya başlamasından olsa gerek. Avukatlık yapmasam, beni hergün bıkmadan usanmadan kesik üstler giyerken görebilirdiniz ama, quelle chance! Ahh ve portföyüme değinmeden geçemeyeceğim, zira o gün içinde en az 10 kişi portföyümü sordu! Kendisi yeni oyuncağım;)

Skirt/Etek: Vintage, Top/Üst: Topshop, Jacket/Ceket: Zara, Boots/Bot: DKNY, Bag/Çanta: Longchamp, Clutch/Portföy: Zara, Pin: Vintage

14/03/2013

MBFWI Day 2

Mercedes-Benz Fashion Week takes place in Istanbul at the moment. Since I work during the day, I could not attend to any shows that I was invited on the first day. On the second day, I was still not lucky enough, however, after the work hours and before a charity meeting, I managed to attend to the show of Niyazi Erdoğan and had the chance to shortly experience the first MBFW in Istanbul. But at least, I shot some outfit photos early in the morning and some photos from the show for men readers:) Ohh, and I really like how the short legs of the pants, the socks and shoes look, from the show.

Btw, I joined Instagram. You can follow me as cansu_yazici. Better late than never;)
__________

Bildiğiniz gibi, bu günlerde Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul'un havası şehri sarmış durumda. Ben gün içinde çalışıyor olduğum için ilk gün davetli olduğum hiç bir defileye katılamadım, en çok da Mehtap Elaidi'yi kaçırdığıma üzüldüm açıkçası. MBFWI'nin ikinci gününde de çok şanslı olduğumu söyleyemiyeceğim ama işten çıkıp, dernek toplantıma gitmeden önce aradaki 2 saati en azından  1 defileyi, Niyazi Erdoğan'ın defilesini izleyerek geçirdim. En azından İstanbul'daki ilk MBFW organizasyonunu da deneyimlemiş oldum. Hepsinden öte uzun zamandır yapamadığım bir şeyi yaparak, sabah erkenden kılığımı-kıyafetimi çekebildim. Ha tabi bir de varsa erkek okuyucularım için de defilede de bir iki fotoğraf çektim:) Defiledeki kısa paçalar, renkli çoraplar ve ayakkabıların görüntüsünü çok beğendiğimi de ekleyeyim.

Bu arada, geç olsun güç olmasın diyerek, instagramdaki yerimi de aldım. Beni cansu_yazici hesabımdan takip edebilirsiniz.

Faux Fur/ Yapay Kürk: Nasty Gal, Top/Üst: Zara, Jeans: Nolita (Beymen), Heels/Ayakkabı: Carvela-Kurt Geiger, Backpack/Sırt Çantası: Rihanna for Armani Jeans, Sunnies/Gözlük: Super, Watch/Saat: Toywatch

08/03/2013

Red/Ted


On one of the rare sunny Sundays of this winter, I had an early meeting. However, waking up to this lovely weather and living very near to this pretty garden, made my way to this garden and I could not help but make a quick shoot. 
I simply loved this vintage shirt at the first moment I saw it. It belonged to my aunt when she was young. I imagine wearing it in many different outfits; for a more romantic look, with a 50s skirt and tied up hair, for a preppy look, with high waisted pants and loafers/slippers or beneath a pullover, just to show its beautiful collar details... However, since I had a meeting that day, I combined it with black booties and coat to polish the look a little bit. I know this shirt is not a very proper option for a meeting, but sometimes we got to do what we want to do:) Not in every occasion though;) 
__________

Bu kışın nadir güneşli Pazar günlerinden birinde, erken saatte bir toplantım olmasına rağmen, bu kadar güzel bir havaya uyanıp, Ihlamur Kasrı'na da bu kadar yakın oturunca, toplantıdan önce biraz keyif yapmak ve gitmişken de hızlı bir çekim yapmak farz oldu.
Bu vintage gömleğe görür görmez bayıldım; teyzemin gençliğinden... Aklıma bu gömleğin üstüne oluşturabileceğim bir sürü kombin geliyor. 50lerden bir çan etek ve toplu saçlarla daha naif/romantik bir stil, yüksek belli kumaş pantolon ve loafer veya slipperlarla, kolej stili yaratabilir veya bir kazağın altına giyerek, yalnızca yaka detaylarını öne çıkarabilirim. Ne var ki, o gün bir toplantım olduğu için bunların hepsini bir kenara bırakarak, siyah topuklu botlar ve siyah bir paltoyla kullanarak, gömleği daha toplantı uygun bir kombin içinde kullandım. Bu gömlek tabi ki, bir toplantı gömleği değil o kesin:) ama arada bir de sevdiğimiz şeyleri yapmamız lazım, sınırları zorlamadan tabi;)

Shirt/Gömlek, Bag/Çanta, Belt/Kemer: Vintage, Jeans: Uterqüe, Booties/Ayakkabı: BCBG, Coat/Palto: Zara, Rings: Silverware/Gümüşçüden, Earrings/Küpe: Yargıcı

27/02/2013

Winter Light

It was not on purpose, but recently it turned out that I only post my Sunday outfits. All very casual... Hopefully, soon I'll also make some post with dresses and heels:) But, it's not really easy to take photos on workdays or on weekend night-outs. Not enough time and not enough daylight...
That Sunday was spent for a really good cause. We had brunch at the school of the "Foundation for the Education and Support of People with Mental Disabilities of Istanbul", with the students with down syndrome. The energy and joy of the students, together with the amazing Bosphorus view of the school and the lovely weather made an amazing day! 
Of course, I couldn't resist taking some photos with this amazing backdrop.
__________

Son birkaç postumda, üst üste pazar günü giydiklerimi paylaştım ve tabi sürekli günlük kombinler paylaşıyor gibi oldum ama bu ara böyle denk geldi:) Umuyorum, yakında beni elbiseler ve topuklular içinde de göreceksiniz ama maalesef iş günleri veya haftasonu geceleri fotoğraf çekmek hiç kolay değil! Ne yeterli zaman ne de gün ışığı oluyor.
Ocak ayında bir pazar gününü "İstanbul Zihinsel Engelliler için Eğitim ve Dayanışma Vakfı (İZEV) "nın Sarıyer'deki okulunda down sendromlu öğrencilerle brunch yaparak geçirdik. Öğrencilerin inanılmaz saf neşesi ve enerjisiyle, okulun muhteşem Boğaz manzarası ve güzel hava birleşince, inanılmaz güzel bir Pazar günü geçirmiş ve bunu yaparken de iyi bir amaca hizmet etmiş olduk. Çok da iyi oldu:)
Tabi, ben bu güzel manzarayı yakalamışken birkaç fotoğraf çekmeyi de es geçemedim...

Jean: Parkbravo, Jean shirt/ Kot gömlek: Vintage, Pullover/Kazak: H&M, Sneakers/Ayakkabı: Converse, Jacket/Ceket: Zara, Watch/Saat: Casio

20/02/2013

Miaposta/ Haftanın Blogu (Blog of the Week)


In November, while I was checking the traffic sources of my blog, I saw a link from the website called Miaposta . I clicked the link "et voila" there was my blog which was only 6 months old, chosen as the "Blog of the Week" with very nice words made about my blog. I never had the chance to thank and inform my dear readers about the good news! Better late than never.. So I thank to Miaposta a lot for appreciating what I do and giving me the chance to reach to more people!

And now, I discover a new blog each week;) 
__________

Kasım ayında, bloguma hangi linkler üzerinden bakıldığına bakarken, Miaposta üzerinden çok sayıda insanın bloguma ulaştığını gördüm. Hemen Miaposta'nın linkini tıkladım ve henüz 6 aylık blogumun "Haftanın Blogu" seçilmiş olduğunu gördüm. Ne var ki, o günden beri güzel sözleri için Miaposta'ya bir türlü teşekkür edememiş, bu güzel haberi de izleyicilerimle paylaşamamıştım. Geç olsun, güç olmasın:) Miaposta'ya yaptığım şeyi takdir ettiği ve bloguma daha fazla insana ulaşma şansı verdiği için çok teşekür ederim.

Ayrıca artık ben de her hafta yeni bir blog keşfediyorum;)

19/02/2013

Collegiate Jump

Recently, the weather is cold and the weekends are all rainy in Istanbul. But it doesn't prevent me to cheer up cause, come on, no matter what its weekend! No suits, no heels, but jeans and sneakers... So, after a huge brunch, we wanted to walk by the Bosphorus on that day, but then the walk turn into jumping! It was so much fun and the people weren't even staring at me as I was being totally normal by jumping:)
__________

Bu aralar, hava İstanbul'da hep soğuk ve haftasonları sürekli yağışlı. Ama n'olursa olsun, hava bile benim haftasonları neşemin yerine gelmesini engelleyemiyor, ne de olsa haftasonu:) Sıkıcı kıyafetler ve topukluların yerini spor ayakkabılara ve jeanlere bırakabildiği nadide zamanlar haftasonları... Her neyse, bu fotoğrafların çekildiği gün, müthiş bir brunch'ın ardından, biraz sahilde yürümeye karar vermiştik ki, benim yürüyüşüm bir anda yerini zıplamaya bıraktı. Ben sahilde zıplayıp dururken, yanımızdan geçenler sanki zıplamak çok olağanmışçasna, bu durumu gayet normal karşılayıp, gözlerini bile dikmediler bana:)

Varsity Jacket/Ceket: Rag&Bone (Beymen), Jeans: Mavi, Beanie/Bere: Mudo, Pullover/Kazak: Mango, Bag/Çanta: Diesel, Sneakers/Ayakkabı: Camper, Necklace/Kolye: Tiffany&Co, Belt/Kemer: Kurt Geiger, Watch/Saat: Sisley

17/02/2013

Catch it!



A quick post from a rainy Sunday, on which I was playing "Catch the Plane" after having a lovely breakfast with friends. Have a nice Sunday everyone!
__________

Güzel bir kahvaltının ardından, "Uçak Yakalamaca":) oynadığım yağmurlu bir Pazar gününden minik bir post... İyi Pazarlar!

Leather Jacket/Deri Ceket: Zara, Leggings/Tayt: Mango, Booties/Bot: Zara, Bag/Çanta: Diesel, Scarf/Atkı: H&M

13/02/2013

Zlatna Ribica/ Sarajevo

In Sarajevo, there is this super cool cafe called Zlatna Ribica (Goldfish). Everything in the cafe from glasses to posters and tables are vintage, collected from all over the world. We loved this cafe so much that, even though we were in Bosnia for only four days, we spent two of our evenings there! Most says, it's the coolest cafe in all Balkans! Cheers!
__________

Saraybosna'da Türkçesi Altın Balık olan, Zlatna Ribica adında süper cool bir kafe burası... Bardaklardan, posterlere, masalara kadar kafedeki herşey dünyanın dört bir yanından toplanmış antika parçalar... Biz bu kafeyi o kadar sevdik ki, Bosna'da toplam dört günümüz olmasına rağmen, iki akşamımızı burada geçirdik. Birçok insan, buranın tüm Balkanlar'daki en iyi kafe olduğu görüşünde! Şerefe!

08/02/2013

Sarajevo

This was my second time in Sarajevo. During my first visit, I had the time to visit almost all the must sees. So, this time I was just enjoying the city and actually guiding others:) On this day, we have visited Bascarsija, shopped for local goods, tried different local food and walked around the city. Even though the temperature was very low, at least sun was shining above us...

Sarajevo is a city which has a very rich history. It past through many wars in the last century and even though the city and the people of Sarajevo has recovered themselves a lot, you can still see the marks of war everywhere. Thus, the city is in somewhere between being a modern city and a third-world city.... I hope that all of you will have a chance to visit Sarajevo one day. When you do, don't skip reading about the unfortunate history of Sarajevo and talking to locals about the past, the recent life, the changes, their feelings...
_________

Saraybosna'ya ikinci gidişimdi bu... İlk gidişimde hemen hemen tüm turistik aktivitelerimi başarıyla tamamlamış olduğumdan, bu ziyaretimde şehrin tadını çıkardığım gibi, diğerlerine rehberlik bile yaptım:) Rahat bir gün geçirmeyi tercih edip, Başçarşı'da, tarihi alanlarda dolandık, alışveriş yaptık, değişik yerel yemekleri tattık ve bol bol yürüdük. Hava süper soğuk olmasına rağmen, en azından güneş tepede parlayarak yüzümüze güldü...

Saraybosna çok derin bir tarihi geçmişe sahip... Geçen yüzyılda çok savaşlar yaşadı ama her ne kadar hem şehir hem de bu şehrin insanları geçen günleri alatmış olsa da, hala şehrin dört bir yanında savaşın izlerini görmek mümkün. Bu yönüyle de, şehir modern bir şehir olmakla, üçüncü dünya şehri olmak arasında sıkışıp kalmış gibi... Umarım bir gün her biriniz Saraybosna'ya gitme şansı bulursunuz. O gün geldiğinde, şehrin talihsiz geçmişi hakkında birkaç birşeyler okumayı ve şehrin geçmişi, bugünü, yaşanılanlar, hissettikleri hakkında yerlilerle konuşmayı atlamayın.

Skirt/Etek: Mango, Jumper, Necklace/Kazak,Kolye: H&M, Boots/Çizme: ZARA, Sunnies/Gözlük: SUPER, Bag/Çanta: Longchamp, Coat/ Palto: Vintage

31/01/2013

Bjelasnica

During our visit to Bosnia&Herzegovina, we went to Bjelasnica, a mountain only 25 km away from Sarajevo. There are three ski centers near Sarajevo; Bjelasnica and Jahorina which are the Olympic ones, and Igman that all together, makes Sarajevo definitely a winter city. Bjelasnica turned out to have the most difficult slopes; which is not very good for someone who is not definitely an expert of snowboarding like myself:) Anyways, since I don't have photos of me spinning in the air, I hope you enjoy the view:)
__________

Bosna Hersek'te olduğum sürede, snowboard yapmak için Sarajbosna'ya yalnızca 25 km uzaklıkta bir dağ olan Bjelasnica'ya gittik. Saraybosna'nın etrafında üç adet kayak merkezi var; Bjelasnica ve Jahorina olimpik olanlar, Igman ise nispeten daha küçük bir merkez... Bu yönüyle Saraybosna tam bir kış şehri. Üç kayak merkezinden en zorlu pistlere sahip olan ise, Bjelasnica. Benim gibi profesyonellikten süper uzak bir snowboardcu için pek de müjdeli bir haber olmadı bu tabi. Neyse, boardumla havalarda zıplarken fotoğraflarım olamadığı için, umarım manzarayı beğenirsiniz:)

Jacket/Mont: Burton, Pants/Pantolon: O'Neill, Beanie/Bere: GAP, Gloves/Eldiven: Rossignol, Goggle: Uvex

28/01/2013

Mostar



At the end of December, I went to Bosnia&Herzegovina as to spend the New Year's Eve and visit a close friend who currently lives in Bosnia&Herzegovina, with my friends. I've made a trip in couple of Balkan countries in November 2011, thus this was not my first time in this Bosnia. However, I did not have the chance to visit the Unesco World Heritage City of Mostar at that time. So, on this second time the first destination was Mostar. Immediately after we got to the airport in Sarajevo, we drove to Mostar. However, we have spent so much time eating in the lovely restaurant, called "Zdrava Voda" which had an amazing view over the mountains and river; thus arrived to Mostar quite late and could only do the sightseeing, but not enter any touristic sites which were closed at that hour. Even though we could spent only half a day in Mostar, it was enough to see how beautiful the city is. 
__________

Aralık ayının son günlerinde, hem yeniyılı kutlamak, hem de şu orada yaşayan bir arkadaşımızı ziyaret etmek için, bir grup insan Bosna Hersek'e gittik. Kasım 2011'de ben, birkaç ülkeden ibaret bir Balkan turu yapmıştım, o yüzden bu Bosna'ya ilk ziyaretim değildi, fakat geçen sefer bir türlü Unesco Dünya Mirası listesinde olan Mostar'ı ziyaret etme şansı bulamamıştım. O yüzden bu sefer, Saraybosna'da havalanına iner inmez, dosdoğru Mostar'a yola koyulduk. Koyulduk koyulmasına ama, yol üzerinde dağlara ve nehre tepeden bakan şahane manzaralı "Zdrava Voda" isimli restaurantta mola verince, yemek yemekten kıçımızı kaldıramayıp, Mostar'a biraz gecikmeli vardık:)  O saatten sonra gidince de tabi sadece yürüyerek etrafı gezebildik fakat, turistik mekanlar kapanmış olduğundan hiçbiryerin içine giremedik maalesef. Mostar'da yarım gün geçirebilmemize rağmen, o yarım gün şehrin güzelliğini anlamamıza yetti.


The symbol of the city is the Mostar Bridge, which gave its name to the city. The bridge has been designed by Mimar Hayruddin who is the student of the famous Ottoman architect, Mimar Sinan in 1566 when the city was a part of Ottoman Empire. The bridge was the tie between the two communities (Croats and Bosniaks) and the two territories for many years. However, after Bosnia&Herzegovina declared independence from Yugoslavia, the whole city and the bridge was bombed by Croat and Yugoslavian forces and the bridge was completely destroyed in 1993. Today, the western part of the city is mostly the habitant for Croats (Christians) and the eastern part is the habitant of Bosniaks (Muslims). You can see "Don't Forget" signs in various places around the city, referring to 1993, a year that all the people of Mostar would remember in great sorrow. Even though the bridge was rebuilt by the donations of U.S, Spain,Turkey, Italy, the Netherlands and Croatia in 2003 and the historical centre of the city is preserved, you can see many buildings around the city which were bombed, destroyed during the war and still resides.

Today, Mostar sure is a post-war city, however, still beautiful. If any of you would be planning to visit the Balkans one day, be sure to add Mostar in your plans. But, do it during summer, when you can witness a local tradition, the local men jumping off the bridge, into the cold waters of Neretva River, in order to prove their love to their fiancés:) P.S. It was too cold when we were there!
__________

Şehrin sembolü, şehre adını da veren Mostar Köprüsü... Köprü bilinenin aksine Mimar Sinan tarafından değil, onun öğrnecisi Mimar Hayreddin tarafından tasarlanıp, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1566 yılında inşa edilmiş. Yüzyılar boyunca köprü hem iki halkı (Hırvatlar ve Boşnaklar, hem de iki yakayı birbirine bağlamış. Ne var ki, Bosna Hersek'in Yugoslavya'dan bağımsızlığını ilan ediş ve şehrin işgali üzerine, bütün şehir ve köprü Hırvat ve Yugoslav güçleri tarafından bombalanmış ve 1993'te de tamamen yıkılmış. Bugün, Hırvatlar çoğunlukla şehrin batı yakası ve Boşnaklar çoğunlukla doğu yakasında oturuyorlar.  Şehrin çeşitli noktalarında ise, tüm Mostarlıların büyük bir keder ve üzüntü ile hatırladığı 1993 senesine atıfla pek çok "Don't Forget" (Unutma) işaretleri görmeniz mümkün. Her ne kadar köprü, Amerika, İspanya, Türkiye, İtalya, Hollanda ve Hırvatistan'ın bağışlarıyla 2003'de yeniden inşa edilmiş ve şehrin tarihi merkezi korunmuş olsa da, şehrin dört bir yanında hala savaş zamanında bombalanmış, tahrip edilmiş ve hala aynen duran pek çok bina görmek mümkün. 

Bugün Mostar, tabi ki bir savaş sonrası şehri ama hala güzelliğini koruyor. İçinizden biri bir gün Balkanlar'ı ziyaret etmeyi planlıyorsa, planınıza mutlaka Mostar'ı da dahil edin derim ben. Ama, mutlaka yazın, Mostar'ın yerli gençleri, nişanlılarına olan aşklarını kanıtlamak için köprüden, Neretva Nehri'nin buz gibi sularına kendilerini bırakırken gidin:) Ayrıca, biz gittiğiizde hava buz gibiydi!

Boots/Bot: Zara, Leather Coat/ Deri Palto: Vintage, Cardigan/Hırka: Bershka, Belt/Kemer: Mango, Bag/Çanta: Longchamp, Necklaces/Kolyeler: Gold/Altın. 

18/01/2013

Istanbul Modern

Until December 12, 2012, Istanbul Modern Museum hosted the Design Biennial and I managed to visit it on the last sunday of the exhibition. While I was there, I took these photos and used the garden of the museum as my background. 
Here, I'm wearing a men's jacket which I loved at the first moment I saw it, and I builted all my outfit on it. I hope you like it!
__________

12 Aralık'a kadar, İstanbul Modern, Tasarım Bienali'ne ev sahipliği yaptı. ben de sergi bitmeden müzeyi ziyaret etmeyi başardım. Bu fotoğraflar ise müzenin bahçesinde çekildi. 
Üzerimdeki ceket, ilk gördüğüm anda bayıldığım ve bütün kıyafetimi de onun etrafında oluşturduğum bir erkek ceketi. Umarım beğenirsiniz!

Jacket/Ceket: GANT, Dress/Elbise: Mango, Boots/Çizme: Zara, Sunnies/Gözlük: Rayban, Bag/Çanta: Fred Perry, Earring and Rings/ Küpe ve Yüzükler: Sterling Silver, Watch/Saat: Toywatch

10/01/2013

... Shades of Grey

 
Even though the book is becoming more and more popular day by day and even though I haven't read it yet, this post couldn't have a better title than "...Shades of Grey".  I did not count the shades though:)

An outfit combined of grey jeans, a grey boyfriend shirt, a grey scarf, silver accessories and a leather jacket. Simple as it is! 

Ohh, I just finished drafting the most challenging petition of my lawyer time! And it was a success! So, I have so much desire to love everything superficial right now;) 
__________

"50 Shades of Grey"in her geçen gün popülerliğine popülerlik katmasına ve benim kitabı hala okumamış olmama rağmen, bu postun "...Shades of Grey"den daha iyi bir başlığı olamazdı. Neyseki ben üstümdeki grinin tonlarını saymadım:)

Gri bir jean, gri erkek gömleği, gri bir atkı, gümüş aksesuarlar ve deri ceketle, olabildiğince sade ve kolay bir oufit!

Bu arada, çok kısa bir zaman önce, avukat olarak geçirdiğim hayatımın en zor dava dilekçesini bitirdim ve evet başarılı da oldum:) O yüzden, an itibariyle yüzeysel herşeye karşı inanılmaz bir sevgi beslemekteyim:)

Jeans: H&M, Boots/Bot: DKNY, Jacket/Ceket: Zara, Necklaces/Kolyeler: Nayad Bal, Tiffany&Co,     Scarf/Atki: H&M, Ring/Yüzük: Take Away İstanbul, Watch/Saat: Swatch

04/01/2013

Staircase

For a long dinner, the best is to wear a midi dress... Match your dress with a pair of heels and you're good to go! Here, I wore my floral dress with a pair of booties and to add a cool/casual touch, I've completed my outfit with my everyday leather jacket. A black leather jacket is a must for all occasions and seasons.
__________

Uzun bir akşam yemeği için, en iyi seçenek kesinlikle bir midi elbise... Topuklu ayakkabılarınızı da giydikten sonra, yemeğe çıkmaya hazırsınız! Ben floral elbisemi, kısa botlarımla giydim ve daha günlük/cool bir görüntü yakalamak adına, deri ceketimle kıyafetimi tamamladım. Siyah bir deri ceket kesinlikle her türlü okazyon ve sezon için olmazsa olmaz bir parça.

Leather Jacket/Deri Ceket: Zara, Dress/Elbise: Mango, Booties/Bot: BCBG, Bag/Çanta: Longchamp, Necklace/Kolye: Gold/Altın, Earrings, Rings/ Küpe, Yüzükler: Silverware

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...